İşin Sırrı İştah Değil, Duyu Bütünleme
Çocuğunuzun yemek seçmesi, tabağındaki bezelyeleri tek tek ayırması veya pütürlü bir gıdayı ağzına aldığında öğürmesi çoğu zaman bir “inatlaşma” ya da basit bir “iştahsızlık” problemi değildir. Çoğu zaman onların sadece “iştahlı” veya “iştahsız” olduğunu düşünürüz. Ama arka planda tıkır tıkır çalışan muazzam bir sinir sistemi vardır.
Peki, önüne konan her yemeği keyifle yiyen o çocuğun sırrı neydi? Gelin, yemek yeme sürecinin arkasındaki nörolojik ve duyusal işleyişe yakından bakalım.
O Çocuk Her Şeyi Yiyebildi, Çünkü…
Yemek yemek, dışarıdan bakıldığında basit bir eylem gibi görünse de beynimizin ve tüm duyularımızın aynı anda, kusursuz bir uyum içinde çalışmasını gerektiren en karmaşık aktivitelerden biridir. Yemek seçmeyen o çocukların sinir sistemi bu karmaşık süreci çoktan “çözmüştü”:
Taktil (Dokunma) Sistemi Rahattı: Ağzına aldığı pütürlü yiyecekler, farklı dokulardaki gıdalar midesini bulandırmadı. Dili ve ağız içi, o dokularla barışıktı.
Proprioseptif (Kas ve Eklem) Sistemi Çözmüştü: Lokmayı yutmadan önce ne kadar sert çiğnemesi gerektiğini, çenesini ne kadar kuvvetli kapatması gerektiğini, nasıl ısıracağını, ağzının içinde nasıl çevireceğini tam olarak hesaplayabildi.
Denge (Vestibüler) Sistemi Aktifti: Sandalyede dik dururken bedeni onu destekliyordu. Sırf dik oturabilmek için fazladan efor sarf edip yorulmadı; tüm enerjisini yemeğini keyifle yemeye ayırabildi.
Görsel Sistemi Sakindi: Tabağındaki yiyeceklerin birbirine değmesi, renklerin karışması veya yemeğin içindeki o minik yeşil parçalar gözüne “fazla karmaşık” gelmedi.
İşitsel Sistemi Toleranslıydı: Masadaki çatal bıçak tıkırtıları, etraftaki konuşmalar veya başkalarının çiğneme sesleri ona katlanılmaz bir gürültü gibi gelmedi.
Koku Sistemi Barışıktı: Masaya gelen farklı yemeklerin birbirine karışan kokuları ona ağır ve boğucu gelmediği için sofrada sakince oturabildi.
İç Duyumu (İnterosepsiyon) Uyanıktı: Bedenini dinleyebiliyordu. Midesinden gelen “açım” veya “doydum” sinyallerini net bir şekilde hissedip buna göre hareket edebildi.
Peki Ya Sizin Çocuğunuz Yemek Seçiyorsa?
Eğer çocuğunuz yemek seçiyorsa, yeni tatlara tamamen kapalıysa veya sofra saatleri sizin için bir savaş alanına dönüşüyorsa, bilmeniz gereken en önemli şey şudur: Çocuğunuz bunu size inat olsun diye yapmıyor. “Yemek seçmemek”, arka planda tıkır tıkır çalışan bir sinir sisteminin doğal sonucudur. Eğer çocuğunuz belli gıdaları reddediyorsa, büyük ihtimalle duyusal sistemi o yiyeceklerin hissine, kokusuna, görüntüsüne veya sesine katlanamadığı için bir savunmaya geçiyordur.
Ergoterapi Bu Düğümü Nasıl Çözer?
Bir ergoterapist olarak amacımız, çocuğun yemek yemesini “zorlamak” değil; sinir sistemindeki bu duyusal karmaşayı adım adım çözmektir. Çocuğunuzun duyusal profiline uygun müdahalelerle, onun yiyeceklerle “güvenli” ve stressiz bir ilişki kurmasını sağlıyoruz.
Unutmayın; yemek saatleri bir savaş alanı değil, ailenizle keyifle bağ kurduğunuz anlar olmalıdır. Çocuğunuzun duyusal hassasiyetlerini anlamak ve ona uygun destek sağlamak için bir ergoterapistten değerlendirme alabilirsiniz.
